İdamına gelinlik giyen Amerika'nın ilk kadın seri katili: Lavinia Fisher

Bugüne kadar pek çok tuhaf hayat hikâyesi anlattık sizlere ama bu kadar tuhaf olanına inanın biz de ilk defa denk geliyoruz! Onedio

Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2019

Lavinia Fisher efsanesi tam 200 yıl öncesine dayanan bir efsane.

Amerika’nın ve hatta dünyanın ilk kadın seri katili olarak bilinen Lavinia Fisher’ın hikâyesini ilginç kılan şey aslında bir katil olması değil, seri katil olarak anılmasına rağmen, muhtemelen hiç cinayet işlememiş olması!

Peki, nasıl oldu da Lavinia Fisher cinayet bile işlememişken ilk kadın seri katil unvanını alıp idama mahkum edildi ve üzerinde gelinliğiyle ölüme yürüdü? Gelin, hep birlikte bu garip ve bir o kadar da ilgi çekici hikâyenin başlangıcına dönelim.

Charleston'da yaşayan herkesin bugün bile bir şekilde adına aşina olduğu biri Lavinia Fisher. Tabii, onunla ilgili birçok söylenti yayıldı bugüne dek.

Lavinia'ya dair söylenen ve gerçekliğinden şüpheye düşülen noktalar oldukça fazla. Ama bildiğimiz birkaç şey var. Bunlardan ilki Lavinia'nın 1820 yılında idam edildiği; ikincisi kocası John Fisher ile birlikte "The Six Mile Wayfarer House" adında küçük bir otel işlettiği; üçüncüsü ise idam edilmeden önce Lavinia'nın son sözlerinin "Cehenneme gönderecek bir mesajınız varsa bana söyleyin, sizin yerinize ben iletirim." olduğu. Gelelim, Lavinia'yı idama götüren olaylar silsilesine...

Lavinia ve John'un işlettiği bu küçük otel, karı kocanın cinayet işleyebilmesi için özel olarak düzenlenmişti. Odalardan birinde yatağın özel bir mekanizması vardı ve bu mekanizma sayesinde yatağın altı açılarak, kurban aşağıdaki gizli odaya düşürülüyordu.

Sonrasında ise gizli odada elinde baltasıyla bekleyen John, kurbanını acımadan katlediyordu. Kasaba halkından olmayan ve yolu sadece kısa bir süreliğine oralara düşen gezginleri hedef alan çift, böylece fazla şüphe çekmeden rahatça cinayet işleyebiliyordu.

Kurbanlar hiç karşı koymuyorlar mıydı derseniz, ne yazık ki cevabımız hayır. Çünkü o esnada Lavinia tarafından ikram edilmiş zakkumlu çay yüzünden baygın halde oluyorlardı.

Tabii, bir süre sonra bu otele pek çok ziyaretçi gelmesi ve hiçbirinin otelden çıkmaması bölgede emniyeti sağlayan otoritelerin dikkatini çekmişti. Ancak elle tutulur bir ipucu yoktu.

Sonrasında yapılan araştırmalar gösterecekti ki, Lavinia ve John Fisher yüzlerce insanı gözlerini bile kırpmadan ölüme göndermişlerdi...

Size daha önce de söylediğimiz gibi, bu hikâyenin dilden dile yayılmış farklı farklı versiyonları mevcut. Bunlardan en popüleri ise gözünü kan bürüyen bu cani çiftin yakalanmasını sağlayan John Peeples’ın hikâyesi.