Abdullah Öcalan 8 yıl sonra niye konuşturuldu? HDP'li Ahmet Şık'ın iddiası

HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, PKK Elebaşı Abdullah Öcalan'ın açıklamasının ardından "Zamanlama manidar" yorumlarını Şirin Payzın'a değerlendirdi.

Eklenme: 08 Mayıs 2019 12:57 - Güncelleme: 08 Mayıs 2019 12:58

Terörist Abdullah Öcalan 8 yıl aradan sonra ilk kez geçen hafta avukatları ile görüşme izni almıştı. İptal olan İstanbul seçimleri sebebiyle zamanlaması manidar bulunan görüşme, kamuoyunda 'çözüm süreci' yeniden mi başlıyor sorularını gündeme getirmişti. 

HDP milletvekili Ahmet Şık, Şirin Payzın'a bu görüşmenin perde arkasını yorumladı.

Öcalan'ın avukatlarının dün yaptığı açıklamanın "müzakere ya da mutabakat metni" olmadığını söyleyen Şık, "AA bile uzun zaman sonra 'İmralı' ifadesini kullandı. Yapılanlar seçim hesabı. Muhafazakar Kürtleri kazanmaya çalışıyor sadece" dedi.

Şık, "AKP ile yeniden çözüm süreci olmayacak. Ama çözüm masası yeniden kurulacak" ifadesini kullandı.

8 senenin ardından avukatlarıyla görüştü

Abdullah Öcalan, Asrın Hukuk Bürosu avukatları ile 2 Mayıs'ta görüşme yapmıştı. İmralı F tipi Cezaevi’nde bulunan Öcalan'la 20 Temmuz 2011 tarihinden beri ilk kez avukatları ile görüşmüştü. 

Çözüm süreci döneminde Pervin Buldan ve Sırrı Sakık başta olmak üzere HDP'li vekillerle düzenli bir şekilde görüşen Öcalan, sürecin rafa kalkması ile birlikte dış dünyayla irtibatını da kaybetmişti. 

Öcalan 8 yıl aradan sonra gerçekleşen görüşmede şu mesajları vermişti:

*İçinden geçtiğimiz tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Sorunların çözümünde her türlü kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak, demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç vardır. 

*Türkiye’nin ve hatta bölgenin sorunlarını, başta savaş olmak üzere, fiziki şiddet araçlarıyla değil, yumuşak güçle yani akıl, politik ve kültürel güçle çözebiliriz.

*İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.