Demet Cengiz: Aşk iki kişiliktir nüfus artarsa kıyamet kopar

Uzun yıllar ekonomi alanında gazetecilik yapan Demet Cengiz, son kitabı Aşk Olsun ile aşkı, ilişkileri, yaşamı ve mana arayışını kendi hayatı üzerinden irdeliyor.

Eklenme: 28 Aralık 2018 20:17 - Güncelleme: 28 Aralık 2018 20:29

Yazardan büyük ilgi gören Aşk Olsun kitabının yazılış öyküsünü ve günümüz ilişkilerini yaptığı acımasız eleştirileri dinledik.

-Yeni kitabınız 2 ay önce çıktı. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Bu benim beşinci kitabım. Son iki kitabım otobiyografik kesit diyebileceğim anlatı türünde… Günlüğünü açmak gibi aslında… Oldukça mahrem yani. Tabii bunu samimiyetle açınca okur da sana kendini açıyor. Aslında hayat ve hayatın içindeki denklemler genellikle çok basit ve aynı. Okurlar mutlaka iç dökme ihtiyacı duyuyorlar. Bir de eğer kötü giden ilişkileri varsa kitaplarımı okuyup bitiriyorlar.

-Gerçekten ilişkileri bitiyor mu?

Bitiyor. Bazı şeylerin bitmesi gerekir ama biz anlamsızca ısrar ederiz. Bilinmez en korkulu ülkedir. Tanıdığımız bir mutsuzluğu bilinmeze tercih ederiz. Konfor alanı illa da insanların keyif sürdüğü yerler değildir. Belki senin konfor alanın bildiğin bir sefalettir, sürünmektir. Ben kendi yaşamımdan bir kesit anlatıyorum. Orada alt metinlerde yürümeyen şeyin yürümediğini görüyor insanlar ve kendilerine dönüyorlar. Yüzleşiyorlar ve eğer bitmesi gerekiyorsa bitiriyorlar. Ve en güzeli bu yeni başlangıçlar yaşamalarını sağlıyor.

-Nasıl yeni başlangıçlar?

Bir önceki kitapta da bunda da kitabın bir tılsımı olduğuna inandı insanlar ve okuyup aşkı çektiklerine. Örnekleri de oldu. Bir çeşit totem…

-‘Aşk Olsun’ ismiyle de dikkat çekiyor. Sitem mi ediyorsunuz?

Sitem midir, dua mıdır, derviş selamı mıdır okur karar verecek.

-Kendi yaşamını bir kitapla okurlara açıyorsunuz. Bu sizin mahreminiz bir yerde. Rahatsız olmuyor musunuz?

Mahrem kavramı kişiden kişiye değişir. Kimine göre bikinin kapadığı bölgelerin mahremdir kimine göre göğüs çatalın. Belki saçının telini göstermek istemezsin, o senin mahremindir, belki gözyaşını… Ben de yatak odasından bildirmiyorum sonuçta. Evet, hiç gurur duymadığım şeyleri de anlatıyorum ama insanların sırlarını ifşa ettiğim, içinde bol bol seks olan bir kitap değil bu. Hatta çok düz bir kitap. İçinde entrika, hırs, intikam yok. Yazmak tenha bir eylemdir. Yazarken yalnızsın. Sonra bir kişi alır ve seni okur. Her kitapta yazar ve okur baş başadır.

- Aşk Olsun kitabında bir kişinin hayatında birden fazla insan olabileceğini anlatıyorsunuz.

Tercih bu değil tabii ki ama olabiliyor.   

-Aşk kaç kişilik?

İdeali iki! Nüfus artarsa kıyamet kopar.

-Hep kadınlar mı aldatılıyor?

Bu kitapta birkaç balkon konuşması yapıyorum. İkinci hanımlara, evde ‘kürkçü dükkanı sendromu’na girmiş birinci hanımlara birkaç söz söylüyorum. İki kadın arasındaki mücadeleden erkekler hep aklanarak çıkıyor. Ancak kalbi kırılan, aldatılan, başka bir erkek için terkedilen pek çok erkek de var. Onlar, biz kadınlar kadar yaygara yapmıyorlar sadece.

DUYGULAR EMOJİLER KADAR DERİN

-Yaşadığımız çağda aşklar, ilişkiler değişti mi?

Değişti tabii. Değişmesi de normal. Şu evrendeki en tutarlı şey değişimdir. Günümüz insanı hız tuzağına düşmüş zavallı tavşancıklar… Her şeye hızlıca erişebildikleri için kıçlarının üstünde yatıyorlar. Süreçleri atlayıp, sonuca kilitlenmişler. Emek vermeyi akıllarının ucundan geçirmeyen insanlar var. Sanal sosyal medya flörtleriyle kendini avutanlar… Akşam yemeğinden sonra WhatsApp’ta beş on kadına aynı caps’i, fıkrayı atanlar… Kim cevap verirse ona saracak beyim. Sosyal medyada, WhatApp’ta beş on adama aynı emoji ile yanıt veren kadınlar… Duygular emojiler kadar derinken, ilişkileri bitirmek bir ‘engelleme’ye bakıyor.

-Duygular emojiler kadar derin derken…

Şimdi benim size bir kahve ısmarlamamla kahve fincanı emojisi atmam aynı şey mi? Değil. Birinde sadece parmak kasımı çalıştırıyorum. Zahmetsiz istiyoruz her şeyi. Oysa evrene bakıyorsun her olan şeyin arkasında bir süreç ve zaman var. meyve vermek için önce çiçeklenmen lazım. Meyve vermek için o çiçekten vazgeçmen lazım.

AŞK BİLDİĞİNİ OKUR

-Aşkı yüceltmek zorunda mıyız?

Aşk öyle bir şey ki hem sıradan bir insandan bir süper kahraman yaratır; hem bir şair, filozof, derviş yaratır; hem de tüm insanları eşitler. Mezarlar bile süsleriyle rekabet edebilir ama tek eşitlik toprağın altındadır. Toprağın üstünde ise tüm insanları eşitleyen tek mefhum aşktır. Dinine, milliyetine, gözünün rengine bakmaz aşk! Düşünür Zizek’e göre ise aşk insanın en düşük halidir. İster yücelt ister yüceltme, aşk kendi bildiğini okur. Kimseye de bir vaadi yoktur. Ne mutluluk vaat eder ne de huzurlu bir ilişki. Biz çoğu zaman aşk ve ilişkiyi birbirine karıştırıyoruz. Hiç aşık olmadığınız mutlu bir ilişkiniz olabilir ama çok aşık olduğunuz biriyle mutluluk haram da olabilir.

-Aşktan güçlü duygular var mı?

Bu kitap aslında biraz da bunun keşfiyle yazıldı. Var. Öyleymiş. Ben de yeni öğrendim. Korku, bağımlılık aşktan güçlüymüş.