Eski FED ekonomisti Erkin Şahinöz: Dolar'ın gerçek kuru 5,75-5,80 TL olmalı, daha fazla tutamayız

Türkiye ekonomisi hızla irtifa kaybetmeye devam ediyor. Bu kriz daha ne kadar sürecek? Gıda fiyatları ucuzlayacak, faturalar düşecek, işsizlik duracak mı?

Eklenme: 14 Ocak 2019 12:28 - Güncelleme: 14 Ocak 2019 13:54

FED eski ekonomisti, Dünya gazetesi yazarı Erkin Şahinöz, Diken'e konuştu: 

‘Bu ev yapımı bir kriz’

Uzmanlar 2019 için çok daha karamsar konuşuyor. Önlem alınmaz ve Türkiye böyle yönetilmeye devam ederse ekonomik kriz ne kadar sürer sizce?

IMF ya da yurt dışından bir kaynak gelmezse en az üç yıl yaşarız. Üzerine bir de global kriz eklenirse olur size dört yıl. 

Türkiye pek çok krizden geçti, IMF kapılarında bekledi. Bugünkü kriz diğerlerinden çok mu farklı?

Şu an yaşadığımız 2018-2019 krizi geçmişte Türkiye’nin alıştığı krizlerden değil. Bu ev yapımı reel sektör krizi. 

Nasıl ev yapımı?

Şöyle… Son bir yılda Türkiye’de iki şok bir anda yaşandı: Faiz ve kur şoku. Firmalarımız kısa vadeli finansmanla uzun vadeli yatırıma girdi. Faizler artınca da çuvalladılar. 

Kur şoku nasıl yaşandı peki? 

Firmalarımız bir de dövizle borçlanıp TL cinsinden getiri sağlayan varlıklara yatırım yaptılar. Döviz artışı karşısında finansmanlar altüst oldu. Yani hem faiz şoku hem kur şoku Türkiye’deki reel sektörü iş yapamaz hale getirdi.

‘Kur şoku bitmedi’

Doların ağustos aylarında 7.20’lere çıkması ve bugün 5.40’larda seyretmesi firmalar açısından kur şokunun bittiğini mi gösteriyor? 

Tabii ki hayır. Dolar 5.40’a gelince “Püskürttük” diyorlar. En son açıklanan 2017 tarihli İSO 500 verilerine göre Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu koskoca bir yıl içinde sadece 93 milyar TL kar edebilmiş. Bir yılda yazılan kambiyo zararıysa 360 milyar. Yani üç buçuk yılın karı gitti. 

Türkiye’deki dolar, avro, altın fiyatları dünyada yaşananlardan bağımsız olarak artıyor. Dünyayı izleyerek Türkiye’de ne olacağını kestiremiyorsunuz çünkü Türkiye’nin kendi iç koşulları var. Dolar neden hala bu kadar yüksek? 

Dolar kurunu etkileyen iki tane önemli aktör var. Biri vatandaş. Vatandaşın şu an bankalarda 89 milyar dolar büyüklüğünde döviz mevduatı var. Kurun düşebilmesi için vatandaşın bu dövizi bozması lazım. Ancak güven bunalımı yaşadığından bozmuyor. 

‘Doların reel kuru artık 5.75- 5.80’lerdir’

İkinci önemli aktör kim? 

Soğuk para ve sıcak para getiren yabancı yatırımcılar. Soğuk para getiren örneğin fabrika kuran bu yatırımcı grubundan çok düşük miktarda para girişi var. Öyle ki, bu rakamlar Türkiye’nin alıştığı rakamlar değil. İkinci grup yatırımcıysa kur üzerinde daha etkili. Onlara da Londra yatırımcısı diyoruz. Ancak Türkiye ucuz olmasına rağmen gelmiyorlar. CDS göstergesi anlatıyor. Dolayısıyla kur düşmüyor, artıyor.

CDS nedir, neyi gösteriyor? 

Yabancı nezdinde Türkiye’nin risk düzeyini gösterir. 300’ün üstündeyseniz riskli ve kötü bir görünümüz vardır, size gelmez ve yatırım yapmazlar. Papaz geriliminden sonra ABD ile işler düzelmesine rağmen Türkiye’nin bu göstergesi 360’larda.

Merkez Bankası geç de olsa politika faizini yüzde 24’e yükseltmişti. Yine artırsa dolar düşmez mi? 

İhtiyacımız olan şey faiz artışı değil, güven. Artırdık da ne oldu zaten? Ülkeye sıcak para çekemiyoruz. Bakın Türkiye böylesine derin, iki cepheli bir sosyolojik yarılmayı daha önce yaşamadı. Oysa ekonomi doğru düzgün bir sosyolojik yapı, hukuk ister.

‘Doların 5.15’in altına inmesi olası değil’

Doların TL karşısında olması gereken fiyatı yani reel kuru nedir aslında?

IMF’nin de bizlerin de yaptığı çalışmalar dolar kurunun aşağı yukarı 5.75- 5.80’lerde olması gerektiğine işaret ediyor. Türkiye çok uzun bir süre dolar kurunu olması gerekenin altında tuttu. 

Peki dolar artmaya devam edecek mi? Edecekse kaç olur? 

Yabancı ve yerlideki bu güven bunalımı devam ettiği müddetçe döviz kurundaki artış devam eder. Kurun kolay kolay 5.15’in altına mümkün değil. 

‘Türkiye çok tehlikeli bir nakit krizi yaşıyor’

İrili ufaklı firmalar, kobiler, holdingler bu kadar zarar ediyorsa ne yapacaklar? 

Çalışanlarını işten çıkaracaklar. Türkiye daha işsizliği yaşamadı. Yavaş yavaş oluyor. Bakın, Türkiye nakit krizi yaşıyor ve bu da krizlerin en tehlikelisi. Nakde erişemeyen çok sağlam ve sağlıklı firmalar bile devrilir.

Burada devreye konkordato girdi…

Baktılar masaya vuracak halleri yok konkordatoya gittiler, 23 ay kadar nefes aldılar. Büyük olanlar da bankalara gitti “Ben ödeyemiyorum arkadaş ve biliyorsun ki kralım. Ben ödeyemezsem senin de canın yanar. Bu borcu öteleyeceksin”dediler.

Vatandaşı da endişelendiren bankacılık sektörü ne durumda peki, kurtarıcı olabiliyor mu? 

Reel sektörde başlayan kriz şu an bir hane halkına, bir de bankacılığa dokunmaya başladı. 

‘Siyasi otorite panik içinde akıl almaz önlemler alıyor’
Kriz bankacılığa nasıl dokunuyor? 

Bankalarda tahsilat sorunu var. Hazine, bankalara destek olmaya çalışıyor. Yani kriz kamuya sıçramaya başladı. Bakın seçime üç ay kala kamu bankaları yürür, kredi açardı… Onlar bile açamıyor çünkü sermaye yeterliliğiyle ilgili sorunları var. İşte bu yüzden siyasi otorite büyük bir panikle akıl almaz önlemler almaya çalışıyor.

‘Küresel kriz yaşanabilir’
Dışarıdan para gelmezse atlatamayacağımız bir nakit krizimiz var diyorsunuz. Peki bu hamleleri yabancı yatırımcı nasıl buluyor? 

Londra yatırımcısının asabı bozuluyor. 

Borsa çok ucuz. Yabancı yatırımcı niye bu ucuzluğa gelmiyor? 

Ucuzluk, bir malı almak için yeterli değil. Evet borsamız şu an kelepir ve düşük fiyattan şirket satın almanın tam zamanı. Ancak toplumun yarısı kelle koltukta gezerken hangi yabancı yatırımcı “Türkiye çok ucuzmuş, geleyim” der. 

‘IMF ile anlaşmazsak tarihi kriz kapıda’

Nasıl gelir peki?

Adalet ve hukuk bağının kopmadığı bir ekosistem oluşmadan gelmez. Bu yüzden de IMF olmadan bir kaynak gelmiyor buraya. 

Peki IMF ile anlaşmazsak ne yaşarız? 

Ben ciddi bir IMF karşıtıyım. Ancak çok çaresiziz çünkü kaynak sorunumuz var. IMF ile anlaşmazsak Türkiye, tarihinin en nadir krizlerinden birini yaşar. Hele bir de üzerine küresel kriz ekleyin çünkü bu konuda pek çok emare var. 

Siz altı yıl FED’de çalıştınız. Nasıl emareler görünüyor? 

FED fren yapıyor yani faiz artırıyordu ancak aralıkta sert bir dönüş yaptı ve karar değiştirdi çünkü kokuyu aldı. 2019’da FED’den faiz artırımı beklenmiyor. Bu kurumu küçümsememek lazım. 200’e yakın, her biri ayrı bir alanda inanılmaz derinlemesine çalışan bir kurum. Dolayısıyla FED durduysa “Küresel kriz mi geliyor” diye endişelenmeliyiz.

‘Suriye operasyonu ekonomiyi daha da zorlar’

Vatandaşın parasını döviz mevduatında tuttuğunu söylediniz. Mevduat faizleri yükselmesine rağmen neden dolardan vazgeçilmiyor? 

Bugün Türkiye’deki tüm bankalarda mevduatların yarısı dövizde. Vatandaş, TL’nin mevduat faizi yüzde 23 iken yüzde üç faiz almaya razı olduğu dolar mevduatına gidiyor. Vatandaşın kendi ekonomisine güveni yok.

Suriye meselesi doları nasıl etkiliyor? Türkiye olası bir sınır ötesi operasyonuna girerse döviz kuru ne olur?

Türkiye’yi zorlayan bir operasyon olur. Savaş ekonomisine dönersiniz. Zaten kendi evinizde, reel sektörünüzde, bankacılığınızda kaynak sorunu var. Bu durum kur üzerinden baskı yaratır.

Hazine vatandaşına döviz üzerinden tahvil sattı. Devletin kendi vatandaşına dövizle tahvil satması hiç yaşandı mı bu ülkede? 

Hayır. Siyasi otorite vatandaşa durmadan “Dövizini boz, ekonomiye katkı sağla, kur düşsün” dedi. Döndü AVM’lere, “Bundan böyle dövizle sözleşme yok” dedi. “Bir yandan dövizden vazgeç, bir yandan da benimle sözleşme yap”diyorsunuz. Çok tehlikeli bir uygulamaydı. Allahtan vatandaş rağbet etmedi. 

‘Yabancılar ısrarla İstanbul ve Ankara seçimini soruyor’
Peki bu durum ekonomide neyi açıklıyor? 

İktidar çok ciddi panik yaşıyor. Yabancı yatırımcı ısrarla “İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde değişim olur mu” diye soruyor. İktidar da bunu biliyor, haliyle çok telaşlılar.

Halk ‘kurtarıcı’ olarak mevcut iktidarı yeniden desteklemeyi mi yoksa değiştirmeye mi eğilim gösterir? 

Bakın ekonomi çok hassastır. Büyük şehirlerde seçmen ekonomi kötüyse, ideolojisini ve siyasi tercihlerini bir kenara koyar. Sandıkta ekonomi oylanır. Zaten siyasi otorite bunun farkında olmasıydı böylesine panik halde ‘önlem’ almazdı. 

Enflasyon ve cari açık gibi ekonominin sağlık göstergelerinin doğru verilmemesi çok tartışılıyor. Peki bu rakamları yanlış vermenin bir bedeli yok mu? 

Yunanistan’ı hatırlayın. Sırf bu hadiseden dolayı çok ciddi sermaye çıkışı yaşandı. Türkiye bunu yaşarsa bütün kazanımlarını tek tek geri verir. 

Siz işsizlik, cari açık, enflasyon gibi rakamlar açıklandığında ne yapıyorsunuz?

Mecburen 50 yerden çapraz doğrulama yapıyoruz. Türkiye’de veri namusu kalmadı. Derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlardan aslında her şey ortada. Türkiye’nin notu şu an 1990’lardaki kredi notuyla paralel. 

Urfa’da bin kişilik geçici işe 44 bin kişi başvurdu. İşsizlikle ilgili bu tablo size ne anlatıyor?

Üç beş aya kalmaz işsizlik ordusu ciddi şekilde kalabalıklaşacak. Şu an firmaların toplu işten çıkarma yapamamasına bakmayın siz…

‘2001 krizini mumla arayacağız’

Neden toplu işten çıkarma yapamıyorlar?

2008-2009 krizinde birkaç büyük firma toplu çıkarma yaptığında iktidardan büyük tepki görmüştü. Bugün dikkat çekmeden, her cuma 10-15 kişilik az miktarda çıkarımlar yapıyorlar.

2001 krizi unutulmaz bir kriz olarak anlatılır. Bugünkü durum 2001’den daha da dip bir noktaya mı gidiyor?

Bu daha unutulmaz olacak. 2001 krizini mumla arayacağız. Bu seferki kriz reel sektörden geliyor. Ağır ağır her yere sirayet ederek ilerliyor. IMF’ye gitsek bile onların şartlarını kabul etme ihtimalimiz düşük.

Her seçim öncesinde yurt dışından para gelirdi. Finansal açıdan AKP’nin en zor seçimi Mart 2019 mu olacak? 

24 Haziran’a kadarki tüm seçimlerde piyasalarda iyileşme yaşanmıştı. Londra yatırımcısı siyasi otoritenin seçimde güç kazanmasını olumlu karşılamıştı. Ama artık bu değişti. 

‘Gıda fiyatları düşmeyecek, gramaj oyunları artacak’

Nasıl değişti, ne oldu? 

Her iki turu da cumhur ittifakının almasını yabancı yatırımcı pozitif karşılamadı. Kur düşmedi, borsa yükselmedi. Durum yine böyle. Yani Londra yatırımcısı yerel seçimden sonra “Tamam seçim bitti, bir sonrakine dört yıl var. Oh” demiyor.

Dünyada gıda fiyatları çok düştü. Türkiye’de neden hala bu kadar yüksek? Bu fiyatlar düşmeyecek mi? 

Hayır, düşmeyecek. Bir kere gıda fiyatları yüksek talepten dolayı artmıyor. Yani geçen yıla göre hepimiz daha fazla elma, domates tüketmeye başlamadık. 

Peki ne oldu da gıda alışverişi ceplerimizi bu denli yakar hale geldi? 

Yanlış tarım politikaları: Yeminiz, tohumunuz, gübreniz, mazotunuz ilacınız hepsi ithal. Dolayısıyla kur yukarı gittikçe girdi maliyetleri artıyor. Türkiye’de tarımda ölçek sorunu var. 

Ne oluyor yani? 

Küçük küçük çok sayıda üretici, çiftçi malını zor şartlarda üretip satmaya çalışıyor. Oysa Türkiye’de yeteri kadar soğuk hava zincir deposu yok. Lisanslı depoculuk yok. Bunlar yokken soğanları depoda suçüstü yakalayarak, zabıtalarla enflasyonu düşürmek mümkün değil.

Bugün pazarlar bile cep yakıyor. Peki gıda fiyatları daha da artacak, marketlerdeki gramaj oyunları da devam edecek mi? 

Evet. Dünyada gıda fiyatları Mersin’e, Türkiye’deyse tersine gidiyor. Türkiye’de tarımın ekonomi içindeki payı her yıl giderek küçülüyor. 

‘Devlet vatandaşın döviz mevduatını TL’ye çeviremez’

Vatandaşta epeydir giderilemeyen bazı tedirginlikler var. Devletin bankadaki dövizlere el koyacağı yönündeki iddialar, dövizlerin TL’ye çevireleceği korkusu bir türlü giderilemiyor. Bunlar mümkün mü sizce? 

Mümkün değil. Bununla ilgili birkaç ay önce piyasada dedikodu çıktı. Vatandaşın bankalarda 89 milyar dolar döviz mevduatı var. Devlet ister bunu gönüllü olarak sorar ve “Dövizini sat, destek ol” der. Ancak satmazsan, sana zorla sattıramaz. 

Neden?

Vatandaşın dövizini zorla TL’ye döndürürseniz o zaman o da gider bankadaki parasının tamamını çeker. Bu durumda bankacılık sistemini kapatırız. Ezcümle böyle bir şey asla olmaz. Vatandaş lütfen parasını bankada tutsun. 

Beyin göçü gelişmekte olan bir ülkenin ekonomisini nasıl etkiler? 

Beyin göçü demek cari açık demektir. Dolayısıyla beyin göçü yaşarsanız, don gömlek satmaya devam edersiniz. 

Seçimlerden sonra ne bekliyorsunuz?

Enflasyon yüksek kalacak, işsizlik artarak, firmalardaki batıklar çoğalarak devam edecek. Bankacılık sektörünün tahsilat sorunu güçlenerek sürecek. Ekonominin kanallarında yaşanan bu problemler, kamu tarafını özellikle de en alttaki vatandaşı çok yoracak.

(DİKEN)