Kur'an'da zeytin, zeytin ağacı ve zeytinyağı hangi ayetlerde geçiyor?

Son günlerin tartışma konusu zeytin ağaçları ve zeytin konusunda Kur'an ayetleri ve Hz. Peygamberin hadislerinde neler söyleniyor? Meraklısı için notlar...

Eklenme: 06 Haziran 2017 19:34 - Güncelleme: 06 Haziran 2017 19:42

Hazreti Muhammed zeytinyağıyla ilgili şunları söylemişti. "Zeytinyağını, ekmeğe katık ediniz ve bu yağı kullanınız. Çünkü bu yağ, mübarek bir ağaçtan alınmadır."

Pekir Kur'an ayetlerinde zeytin, zeytin yağı ve zeytin ağaçları nasıl geçiyordu?

[EN'AM(6)/99]

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır.

[EN'AM(6)/141]
O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez.

[NAHL(16)/11]

Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır.

[MÜ'MİNUN(23)/18-20]

Sema'dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz.

Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz.

Tur-i Sina'dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık(zeytin yağı) verir.

[NUR(24)/35]

Allah, 'Göklerin-Arz'ın (Evrenin) 'Nuru'dur. 'Allah'ın Nuru'nun misali, 'Oyuk' içinde bulunan bir ‘Lamba’ gibidir. Lamba, bir sırça içerisindedir ve sırça, sanki 'incimsi bir yıldız'dır(nötron yıldızı gibi). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, 'ışık' verir. (Bu), Nur üzeri Nur'dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru'na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi'dir.

[ABESE(80)/25-29]
Muhakkak biz, (suyu) bir boşaltmayla boşattık.

Sonra arzı parçalayıp-yumuşattık.

Orada bitirdik habbeler,

Üzümler, meyve veren ağaçlar,

Zeytinler ve hurmalar.

[TİN(95)/1-3]

Andolsun incire ve zeytine!

Ve Sina Dağı'na,

Ve şu Emin Belde'ye.

 

HADİSLERDE ZEYTİN 

Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, mübarek(bereketli) bir ağacın ürünüdür."  
Tirmizi, C. 2. Hno: 1851                   

Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını, ekmeğe katık ediniz ve bu yağı kullanınız. Çünkü bu yağ, mübarek bir ağaçtan alınmadır."
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3319

Ebû Esîd dedi ki: 
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, bereketli bir ağaçtandır."  
Tirmizi, C. 2. Hno: 1852                  

Muaz diyor ki: 
Allah'ın Elçisi(s.a.v.): "Ümmetime meşakkat verme korkusu olmasaydı, kendilerine her namaz kılarken, zeytin ağacından misvak(kullanımını) emrederdim."
Sahih-i Buhari, C.3.Hno.484

Zeyd bin Erkam dedi ki:
"Allah'ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığının tedavisi için; vers(Yemen za'feranı bitkisi), kust(topalak denilen bitki) ve zeytinyağını birbirine karıştırıp, hastanın ağzına vermeyi
övmüştür."
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3467

Zeyd  bin Erkam dedi ki: 
"Allah'ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığı için; zeytinyağı ve kustu bahri(topalak otu) karışımını tavsiye ederdi."   
Tirmizi, C. 2. Hno:2079

İbn-i Ebi Atik bize şöyle dedi:
"Size, şu Habbetü's-Sevda'yı kullanmayı tavsiye ediyorum. Ondan, beş veya yedi tane alıp, iyice ufalayınız. Sonra onu, birkaç damla zeytinyağı içinde, hastanın burnuna bu taraftan ve şu taraftan damlatınız. Çünkü Aişe, Allah'ın Elçisi(s.a.v.)'den şu hadisi işittiğini söyler: "Şüphesiz şu Habbetü's -Sevda(çörek otu), her hastalığa şifadır, samdan başka."
"Ben, Sam nedir? "dedim.
"Sam, ölümdür." dedi"                
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3449