Zümrüt Apartmanı rezaletine uzman tepkisi: Sapkınlık ve suç

Pedofili pornosu olduğu iddia edilen, “Zümrüt Apartmanı” isimli kitabın toplum üzerinde yarattığı infial devam ediyor.

Eklenme: 31 Mayıs 2019 09:06 - Güncelleme: 31 Mayıs 2019 10:56

Son 2 gündür tartışılan ve toplum hassasiyetlerine darbe indirerek herkeste tiksinti uyandıran kitabı yazan Abdullah Şevki Yurtvermez, eleştirilere karşı çıkarak Zümrüt Apartmanı’nın “Kirletilmiş gerçekçilik” kurgusuyla yazılmış edebi bir eser olduğunu iddia etmişti.

Yayınevi sahibi Alaattin Topçu ise kitabı eleştirenleri “karga beyinliler” olarak nitelemiş ve okuduklarını anlamamakla itham etmişti.

Konuyla ilgili fikirlerini aldığımız ruh sağlığı uzmanları kitabı yazan ve yayınlayan kişilerle aynı fikirde değil.

Onlara göre bu işin içinde “sapkınlık” ve “suç” var. İşte uzmanlardan görüşler... Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun özel haberi:

*PSİKİYATRİ UZMANI DR. ALPER EVRENSEL

"BU TÜR YAYINLARIN HIZLA TOPLATILMASI GEREK"

Bir insan cinsel içerikli isteklerine çocukları da alet eden bu ifadeleri hangi ruh haliyle yazar? Öncelikle bu iğrenç ve pespaye ifadelerin hiçbir sanatsal değeri olmadığını belirtmek isterim.  “Kirli gerçekçilik” ya da başka bir isim altında; pedofili, cinayet veya başka bir sapkınlığın yazılması normal kabul edilemez. Pedofilik bir eylemi kendisi yapıyor ve yaşıyormuşçasına kaleme alınan ifadelerin yazımı sırasında, yazarın bunu hayalinde canlandırdığı ve hayalini kurduğu bu eylemin tüm ayrıntılarını metne yansıtmaya çalıştığı açıktır. Bu denli seviyesizleşecek kadar iğrenç hayaller kurup sonra da bunu yazabilecek kadar cüretkar olan birinin gerçekte de bunu yapmış ya da fırsatını bulduğunda yapacağından şüphe etmemek gerekir.

"RAHATSIZ OLUP ÖFKE DUYMAK ÇOK NORMAL"

Bu yazılanların kitabı okuyanlar üzerinde iki tür etkisi olabilir. Ruhsal yönden sağlıklı kişiler normal olarak rahatsız olacak ve öfke duyacaktır. Bu sağlıklı ve yerinde bir tepki olduğu için, bu sayede toplumun bu tarz pespayeliklerden arınmasının yolu açılmış olur. Diğer yandan bu iğrenç satırları yazan kişi ile benzer ruhsal ve düşünsel zemine sahip kişiler üzerinde pekiştirici ve suçun normalleştirilmesi tarzında bir yansıma görülür. Bu insanlar aynı kafada oldukları kişileri referans vererek, işledikleri suçu savunma noktasına gidecektir. Onlara bu dayanak noktasının verilmemesi için bu tarz yayınların hızla toplatılarak her tür medya kaynağından silinmesi zorunludur.

*PSİKİYATRİ UZMANI DR. MAHİR YEŞİLDAL

"EDEBİYAT ÖZGÜR OLMALI AMA…"

Öncelikle edebiyatın özgür olması gerektiğine inandığımı söylemek isterim. Edebiyat gerek cinsellik, gerek şiddet, gerekse etnik konularda özgür olmalıdır. Bir sanatçı çoğu noktada kendini herhangi bir sansüre tabi tutmadan bireysel veya devlet sansüründen bağımsız şekilde ifade etme hakkına sahiptir. Biz psikiyatri uzmanları insanı anlama noktasında edebiyatçıların betimleme ve tasvirlerine ihtiyaç duyar ve onlardan ciddi şekilde yararlanırız. Hatta “ Bibliyoterapi” denilen ve kişileri sadece kitapla tedavi etme metodu bile günlük psikiyatri ve psikoloji pratiğimizde mevcuttur. Yine edebiyat dünyasında,“Yer altı edebiyatı” olarak bilinen pornografik ögelerin ya da 18 yaş üstü şiddet temalarının işlendiği kitaplar bulunmaktadır. Bu kitapların yazılmasında ben şahsen herhangi bir sakınca görmüyorum.

"EDEBİYAT ADI ALTINDA MEŞRULAŞTIRILAMAZ"

Konumuz olan olayda ise daha farklı bir şey var. Bu olayda kendi rızası olmayan bir çocuğun cinsel açıdan istismar edilmesinin, kriminal bir cinsel eylemin, “edebiyat” adı altında estetize edilerek meşrulaştırılması durumu söz konusu. Bu tehlikeli bir şey. Toplum içinde yaşayan yazarların, en son Ecrin Bebek örneğinde olduğu gibi yaygın görülen bir sapıklık durumunu kendi romanlarında ya da yazılarında kullanmalarının bir sakıncası yok. Ancak bunu anlatma biçimleri, çocuğun, çocuğun ailesinin ve bu olayı duyan toplum kesimlerinin acısını anlamaktan ziyade, bu kriminal suç eylemini gerçekleştiren sapık düşünceli insanların ruhsal durumunu ya da o an almış oldukları zevki anlatmaya yöneldiğinde ortaya meşruiyet sorunu çıkar. Bu durumu edebi ya da sanatsal özgürlük kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Bir yazar 18 yaşını geçmiş insanların cinsel hayatlarıyla, fantezileriyle ya da şiddet eylemleriyle ilgili istediğini yazabilir. Ancak söz konusu çocuk olduğunda bunun ballandıra ballandıra anlatılması, benim edebiyat ve sanat anlayışımın çok dışında. Bu noktada olayı bir suç hadisesi olarak değerlendiriyorum.

"MUHAKEME YETENEĞİ OLMAYANLAR İÇİN BÜYÜK TEHLİKE"

Burada temel duruşumuz şu olmalı. Akli melekeleri yerinde olmayan, (Bu bir çocuk, muhakeme yeteneğini yitirmiş bir şizofren veya Alzheimer hastası olabilir) kendi kararlarını sağlıklı biçimde değerlendiremeyen, neyin lehine neyin aleyhine olduğunu tam olarak ayırt edemeyen insanlara yönelik yapılan bu tür cinsel saldırıların bu açıklıkta ve özendiricilikte yazılması yanlıştır. Çocukken tacize uğramış birinin, o taciz anılarını (okuyucuya bir çocuğun neler hissettiğini anlatma anlamında) edebi ya da estetik olarak anlatmak mümkündür. Ancak bahsi geçen kitapta bunun böyle olmadığını, çocuğun yanında, onu koruyan ya da anlamaya çalışan bir yaklaşımdan ziyade, kendi sapkın görüşlerini ya da hislerini yaşamaya çalışan bir insanın “meşrulaştırılması çabasını görüyorum.